Categories

Come on in! Join Pinterest today...it only takes like a second or so.

FORBIDDEN HISTORY

All of us have studied what society "TELLS" us is History in school & some have majored in it...BUT do we REALLY know our true history? As Shakespeare said-"And therefore as a stranger give it welcome. There are more things in heaven and earth, Horatio, Than are dreamt of in your philosophy." What can you find about Earth's, (& BEYOND} HIDDEN History? Please pin ONLY what is RELEVANT TO THE BOARD!! {{ABSOLUTELY NO PORN, HATE OR SALES }} ONLY PINS RELEVANT to the Board!

Dick Gregory + Yoko + John

Near Stonehenge, archeologists have found the buried traces of a "super henge" more than 4,900 feet in circumference. The super henge is comprised of dozens of newly discovered features, including an array of up to more than 50 ten-foot pillars, some of which may still be deep underground. The surveyors also uncovered 17 ritual monuments, including "massive prehistoric pits" that may have been dug along astronomic lines.

Rita Levi-Montalcini (1909-2012). Italian neurologist 103 years active and working. Nobel Prize (Physiology/Medicine) for her discovery of nerve growth factor. Inspiring for all women. ~ 'I tell young people: Do not think of yourself, think of others. Think of the future that awaits you, think about what you can do and do not fear anything. Do not fear the difficulties: I've had many in the past and I crossed without fear, with total indifference for myself'

The remaining Doolittle Raiders will gather in Dayton, Ohio, for a final time in November 2013.

The man who stumbled on HELL: His place in history has never been revealed. But a published memoir by an SAS officer recounts how he uncovered the horrors of Belsen. Lieutenant John Randall thought iron gates led to a grand country house. Then he saw figures, dressed in rags, shuffling from a hut. Trying not to retch at the smell, Randall addressed the prisoners. Afterwards he noticed the emaciated corpses locked in hideous embraces. The camp contained 50,000 prisoners, most of all near death.

Scientists Speechless At What They Find Beneath Egypt! One of the Most Controversial Mysteries Ever--Solved! (On-Site Video Footage and Photos) | Prophecy

‘Were We All People?’ ‘The Auschwitz Volunteer,’ by Witold Pilecki. One man volunteered for Ausch­witz, and now we have his story. In September 1940 the 39-year-old Polish cavalry officer Witold Pilecki deliberately walked into a German roundup in Warsaw, and was sent by train to the new German camp. His astounding choice was made within, and for, Poland’s anti-Nazi underground.

In 2006 the remains of the chapel royal at Henry VII’s Greenwich Palace were discovered by Museum of London Archaeology. In this chapel Henry VIII married Anne of Cleves on 6th January 1540. The chapel royal can be seen in the photograph with its original Tudor tile floor.

The founder of the Egyptian state would be Mizraim, son of Ham and grandson of Noah. Remarkably, the Arabic name for Egypt is Misr, an obvious evocation of this name.[1] For this Mizraim to be the first Pharaoh would not be inconsistent with the Ussher chronology, even as Ussher originally set it forth. Mizraim's cousin Arpachshad is known to have lived a total of 438 years from his birth two years after the Great Flood. So even if we assume a birth year of 2561 BC (the year of the birth of A...

Yahweh inscription, c. 1400 BC - this is a reproduction of the oldest known inscription of the name "Yahweh," the personal name of God (cf. Exodus 3). The writing is in hieroglyphs and was discovered in the temple built by the Egyptian Pharaoh Amenhotep III in Soleb, which is in modern day Sudan. The text refers to a group of wandering followers of Yahweh.

Ancient Places | A Poem you just got to check out

Dead child-with eyes painted on. This was actually a common occurance.

Feature length documentary by Dancing Turtle Films about the Nobel Peace Prize nominated West Papua independence leader Benny Wenda.

Istanbul Turkey Istanbul ASTANBOLU 1453 ‘te Fetihten önce II.Murad döneminde kentin adı İstanbul’dur. (Osman Turan) 10.yüzyı tarihçisi olan El Mes’ûd-i’nin “Efembeih Veli-il İşref” adlı kitabında şehrin adı “Astan-Bulen” olarak geçer. 14.yy. da İbn-î Batûda’nın Seyahatnamesinde şehir “İztanbul” olarak anılmaktadır. Yine aynı asırda Ermeni tarihçi Vartan’nın coğrafya kitabında “Esdampol” (Prof. A. Erzen) diye geçer. Orta Asya’da Turfan’da “Astana” kenti vardır. Bu Osmanlı’da “Asithane” söylemine dönüşmüştür. Güneydoğu Anadolu’da Murat Suyu kenarında , Şeyh Said’in Babasının gömülü olduğu yerin adı “Astan”dır. Kazakistan’nın ilk başkentinin adı “Beşbalık” yada “Başbalıq” olup daha sonra adı “Astana” olarak değiştirilmiştir. Balık (Bolıq) Anadolu’da “Bolu” ya dönüşmüştür ve Türkçe de öz, esas, yukarı ve ulu anlamına gelir. O nedenle burayı gören Türkler İstanbul’a “Astanbolug” demişlerdir. İşte “Asithane” isminin kökeni budur. Batılıların çok sevdiği bir hikayeye göre; kimi zaman kendi şehirlerine dönen Bizanslılara, Osmanlının nereye gidiyorsun sorusuna “şehre doğru” yani Yunanca “eis ten polin” diye karşılık vermesinin, halk arasında zamanla “İstanbul”a dönüştüğü hikâyesidir. Bu hikâye, O günden önce Türklerin bu kente ne isim verdikleri sorusunu açıklamıyor. Ayrıca bu hikâyenin, 18.yüzyılın sonlarında, yani Osmanlı tebâsı olan Rumların İmparatorluktan ayrılıp kimi Balkan interlandında hak iddia etmeye başladıkları bir dönemde ortaya çıkması da, tarihi bir gerçekten ziyade zamanın siyasi propaganda malzemesi olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, MÖ 670 de Yunanistan’ın Megara bölgesinden gelenler tarafından kurulduğu iddia edilen İstanbul’un, bu kuruluş hikâyesine Halûk Tarcan’ın bir itirazı vardır. Trakya’da binlerce yıl önce yoğun bir yerleşme olurken ve MÖ 3.000-2600 de Troya gibi devasa şehirler kurulmuşken, her yerinden bereket fışkıran, askerî açıdan son derece korunaklı, güzelim Boğazı ve Haliç’i ile İstanbul’un yerleşilmeden bırakıldığına inanmak çok zordur. Nitekim Marmaray kazılarnda ortaya çıkan MÖ 8.500’e tarihlenen bulgular bunun bilimsel ispatı niteliğindedir. Kentin merkezi konumundaki Augusteion meydanı çevresinde Million, Senato, Pittakia, Khalke Kapısı, Hagia Sophia, Zeuksippos Hamamları, Büyük Saray ve Mese Caddesi yer almaktaydı. Şehrin en önemli caddesi olan Mese; Augusteion’un batısında yer alan Million Anıtı’ndan başlar Forum Konstantin ve Forum Theodosius’u geçtikten sonra ikiye ayrılır, kollardan biri Edirnekapı’ya ulaşırken diğeri Forum Bovis ve Forum Arkadius’u geçerek Porto Auera’da (Altın Kapı – Ana Tören Kapısı, şimdiki Yedikule Kapısı) son bulurdu. Bizans Devri’nde, halka ait evler yamaçlara birbirini kapatmayacak biçimde kurulur, memur, işçi, tüccar ve aşağı tabakadan halka ait evler, kentin güney yarısında yer alırdı. İş ve ticaret merkezleri ise Mese civarındaydı. Şehrin su ihtiyacı kemerler (Bozdoğan Kemeri), açık hava sarnıçları ve çok sayıda kapalı sarnıç ile sağlanırdı. İmparator Justinianus zamanında 500 bine çıkan nüfus, imparatorluğun son zamanlarında 50 bine kadar düşmüştü. 330 yılında Konstantinopolis’i başkent olarak ilan eden I. Konstantinus, kentin yeniden yapılanması faaliyetleri ile birlikte, eski başkent Roma’daki örnekler doğrultusunda, imparatorluk sarayı inşasını başlatır. “Büyük Saray” anlamına gelen “Palatium Magnum” ya da “Mega Palation” olarak da adlandırılan saray kompleksi, şimdiki Sultanahmet Camii’nin bulunduğu yerden Marmara kıyısına kadar uzanan yaklaşık 100.000 m2’lik bir alanı kaplamaktaydı. Denize dik inen bu alan üç ana terastan meydana gelmekte, küçük yapılar için oluşturulan ara teraslar ile bu sayı altıya ulaşmaktaydı. Bizans kaynaklarına göre Büyük Saray, kuzeybatıda Hippodrom ve Zeuksippos Hamamı, kuzeydoğuda Augusteion Meydanı, Ayasofya ve Senato Binası ile çevreleniyor, doğuda ve güneyde ise denize kadar uzanıyordu. I. Konstantinus (307-337) tarafından yaptırılan ve 10. yy sonuna kadar çeşitli ilavelerle genişletilen Büyük Saray duvarlarla çevrili olup, bahçe ve gezinti alanlarının arasına dağılmış birbirinden bağımsız, imparatora ait yatak odaları, taht ve tören salonları, kilise ve şapeller, muhafız koğuşları, imalathaneler, depolar, ahırlar gibi yapılardan oluşmaktaydı. I. Konstantinus ve ardılı II. Konstantinus Dönemleri’nde Büyük Saray üst terasta yer almaktaydı. Bu alanda imparator ve imparatoriçeye ait mekanlar, kiliseler ve bir vaftizhane binasından oluşan Daphne Sarayı, Büyük Saray’ın ana girişi Khalke Kapısı, Khalke’den geçilerek girilen Skholai (Saray muhafızlarının koğuşları), Khalke yakınında yer alan ve saray hapishanesi olarak kullanılan Noumera, önemli bir kabul salonu olan Akkoubiton, imparatorluk meclislerinin toplantı salonları, saray törenleri ve elçi kabullerinde kullanılan Kabul Salonu (Magnaura Sarayı) bulunmaktaydı. Büyük Saray’ın ana girişini oluşturan Khalke (Bakır Kapı) Büyük Saray ile Augusteion Meydanı arasında bir nevi hol durumundaydı. I. Konstantinus tarafından yaptırılmış, 532 yılındaki yangından sonra I. Justinianus (527-565) tarafından yeni bir plana göre tekrar inşa ettirilmişti. I. Basileios (867-886) duvarlarını renkli mermer levhalar ile süsletmiş, I. Romanos (920-944) burada Soter Khristos tes Khalkes Şapeli’ni yaptırmıştı. İoannes Tzimiskes (969-976) bu şapeli büyüterek mozaiklerle süsletmiş, kendisi için bir mezar yaptırarak buraya gömülmüştü. 2. terasta büyük bahçeler, II. Theodosius tarafından yaptırılan bir oyun sahası (Tsykanisterion), dinlenme ve eğlence alanları yer alıyordu. Deniz kıyısında olan 3. terasta ise Büyük Saray’ın bir bölümü olan ve II. Theodosius’un yaptırdığı Boukoleon Sarayı ile Boukoleon Limanı yer almaktaydı. İmparator I. Aleksios Komnenos Dönemi’nde (1081-1118), Mangana Sarayı ve Blakherna Sarayı önem kazanmış, Büyük Saray yalnızca resmi ikametgah ve toplantı yeri olarak kullanılmıştı. Latin istilası sırasında (1204-1261) kentteki pek çok yapı gibi burası da yağmalanmıştı. O yıllarda bazı bölümleri yıkılan saray daha sonra bütünüyle terk edilmişti. Ayasofya’nın güneydoğusunda, Sultanahmet Eski Cezaevi (bugünkü Four Seasons Oteli) bahçesinde yer alan çalışma alanı yaklaşık 17.000 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. Bizans Dönemi’nde Pittakia ve Palatium Magnum’un bir kısmını kapsayan alan, Augusteion, Hippodrom ve Ayasofya’ya yakınlığı sebebiyle, önemlidir. Büyük bir meydan olan Pittakia, halkın imparatora dileklerini belirttiği ve adalet istediği bir yerdi. Herhangi bir suçlamayla karşılaşan kişilerin sığındığı Hagios Nikolaos Şapeli de yine burada bulunmaktaydı. Sultan Abdülmecid (1839-1861) devrinde Darülfünun (Üniversite) Binası olarak yapımına başlanan, daha sonra ise Adliye Sarayı olarak kullanılan yapının temeli kazılırken Hippodrom’un ortasında yer alan bronz burmalı sütuna ait yılan başlarından birinin üst çenesi ve İmparator Arkadius’un (395- 409) karısı Eudoksia’nın gümüş heykeline ait olan yazıtlı kaide günışığına çıkarılmıştır. 3 Haziran 1912 yangınından sonra, Alman araştırmacı T. Wiegand ve İsviçreli mimar E. Mamboury Büyük Saray bölgesinde görülen kalıntıları incelemiş, bu çalışmaların sonuçları fotoğraf, plan ve kesitleriyle beraber 1934 yılında yayınlanmıştır. Fransız P. Lemerle, 1936-1937 yıllarında, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü gözetiminde Eski Adliye Sarayı arsasında yaptığı sondajlarda bazı duvar kalıntılarına rastlamıştır. Bunların rölöveleri, o tarihlerde Arkeoloji Müzeleri mimarı olan, A. Saim Ülgen tarafından çizilmiş, 1964 yılında ise Semavi Eyice tarafından yayınlanmıştır. Bu alanda İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nce 1997-1998 sezonunda başlatılan kazı çalışmalarında, 15-16. yy’a tarihlenen ve 6 kubbeli bedesten tipinde bir Osmanlı yapısı ile birbiriyle bağlantılı mekanlardan oluşan ve Bizans Dönemi’ne tarihlenen bir yapı kompleksi ortaya çıkarılmıştır. Bu mekanlardan birinde 7. yy’a ve 10. yy’a tarihlenen freskler mevcuttur. Kazı alanında yapılan diğer çalışmalar, Eski Adliye Binası’nın oturduğu alan, Sultanahmet Eski Cezaevi bahçesi ve kapalı mekanların doğusunda kalan alan olmak üzere 3 ana kısımda toplanabilir. Eski Adliye Binası’nın oturduğu alanda, binanın temelleri; avlu ve zemin döşemeleri tarafından tahrip edilen, henüz işlevi saptanamayan Bizans Dönemi’ne ait yapı kalıntıları, daha önce P. Lemerle tarafından tespit edilen sarnıç, 5-6. yy’a tarihlenen mozaik döşeme parçaları ve gömü alanı ortaya çıkarılmıştır. Sultanahmet Eski Cezaevi bahçesinde yapılan çalışmalarda, üst kotlarda Geç Osmanlı Dönemi’ne tarihlenen duvar parçaları ve su sistemleri saptanmıştır. Daha alt seviyelerde ise bir kısmını E. Mamboury’nin de tespit ettiği ve Senato Binası olarak adlandırdığı Bizans Dönemi’ne ait yapı kalıntıları tespit edilmiştir. Kapalı mekanların doğusunda kalan alanda ise Osmanlı Dönemi’ne ait bir sarnıç ve çeşmesi ile arnavut kaldırımı bir avlu ve sokak gün ışığına çıkarılmıştır. Şair Hasan Zeki Okunakol’ un “Astanbolu” adlı şiiri: Hem heykeldir İstanbul hem de bir heykeltraş Çekiç darbeleriyle yontar kendi kendini Şu köşede dikilen uygarlık mihengi taş Boşa çıkarmış nice ceberrutun fendini Tanrı şahit ki tarihin efendisidir o Hem de Dersaadet, yani mutluluk kapısı Hiçbir yere benzemez, kendi kendisidir o Her kim onu severse ona çıkar tapusu Bu beldenin aslını sorar isen As’tan bul Ya da kutsal nefesle mayalanan hamurdan Neye gönül vermişse gönlü zengin İstanbul Rengi erguvandandır, kokusu ıhlamurdan Resim, hâyalî Bizans ideolojisi yaratma telaşından uzak, genç Osmanlı Beyliği’nin sınır komşusu olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentinin, Latin istilâsından öceki halini anlatabilmek için yapılmıştır.

Step Mother: One who does all the things that a Biological Mom does, yet gets rejected and degraded regardless of how great she is. She loves and care for anothers child with all she has while denying her own happiness. She invests her heart and soul into a child that she did not birth. She sustains mistreatment and unfairness, yet remains steadfast in her battle. She is portrayed as a monster, although she is a saint. She waits and hopes for the day that she will be...

  • J vr

    Wow, that is so sad!. I rely on my kids' stepmom (or as we call her - Other Mom) to love and care for them when I am not around. They love her and respect her as they do me. And I love and respect her for the major role she plays in shaping,loving and protecting OUR kids. Hope with time, your kids feel the same way ♥

  • Jeri Bethea

    Where did this come from??? It depends on the situation

  • Odette Mathur

    All the fairy tale stepmothers are evil. Mine was fantastic and a go between when I couldn't speak to my birth parent, same with my step father.

"Approximately 10,000 children and youth below the age of 20 moved into the ghetto in August, 1941. Within a few months almost half of them (4,400) had perished in the "Great Action". In July 1942, pregnancy became illegal and punishable by death. The "Children's Action" took place in March 1944. During the two-day action German troops and Ukrainian auxiliaries rounded-up the remaining children below the age of 12. The 1300 victims were either shot at the Ninth Fort or deported.

(Stuart, not Tudor, but close enough) The Armour of Henry, Prince of Wales, 1608 at Windsor Castle England

Josephine Williamina Nicholls (1820-68), married March 1844 in Assumption parish, Louisiana, William Whitmell Pugh. He was a sugar planter.