tosbaa
More ideas from tosbaa
Renk Renk Desen Desen Tarzınızı Tamamlayan tosbaa Çanta

Renk Renk Desen Desen Tarzınızı Tamamlayan tosbaa Çanta

Renk Renk Desen Desen Tarzınızı Tamamlayan tosbaa Çanta

Renk Renk Desen Desen Tarzınızı Tamamlayan tosbaa Çanta

KEYFİNCE HARCANSIN, BEREKETLE KULLANILSIN DİYE. tosbaa CÜZDAN...

KEYFİNCE HARCANSIN, BEREKETLE KULLANILSIN DİYE. tosbaa CÜZDAN...

Binlerce ürüne her gün yenileri ekleniyor....

Binlerce ürüne her gün yenileri ekleniyor.

tosbaa İYİ BAYRAMLAR DİLER!...

tosbaa İYİ BAYRAMLAR DİLER!...

Osman Hamdi Bey’in ve Türk resim sanatının en ünlü tablosu, nam-ı diğer Türk Mona Lisa’sı… Herkes kendince bir şeyler buluyor bu eserde… Peki, ya Osman Hamdi Bey ne demek istiyor?  Aydan Çelik, mevzubahis desen için, bisiklet kitabı Bi Tur Versene’de "Bisikletin selesine oturan her canlı, vuslata ermiş aşık misali kör olur.” diyor ve deseni bisikletle birlikte Youtube çağına taşıyor.

Osman Hamdi Bey’in ve Türk resim sanatının en ünlü tablosu, nam-ı diğer Türk Mona Lisa’sı… Herkes kendince bir şeyler buluyor bu eserde… Peki, ya Osman Hamdi Bey ne demek istiyor? Aydan Çelik, mevzubahis desen için, bisiklet kitabı Bi Tur Versene’de "Bisikletin selesine oturan her canlı, vuslata ermiş aşık misali kör olur.” diyor ve deseni bisikletle birlikte Youtube çağına taşıyor.

Onu bazen denizin ortasında bir jet-ski'ciyle tork, bazen bir astronota feyk, bazen bir pilota sorti atarken görebilirsiniz. Bakışından göbeğini açıkta bırakan tişörtüne, fularından çizmesine, imajına ilişkin hiçbir detayı tesadüf değil Tour Abi'nin. Kendisi "mükemmel" bileşim. Bir nevi Red-kit, evinden uzakta ve yalnız. Bir nevi geniş insan, Easy-Rider'ın Marmara temsilcisi...

Onu bazen denizin ortasında bir jet-ski'ciyle tork, bazen bir astronota feyk, bazen bir pilota sorti atarken görebilirsiniz. Bakışından göbeğini açıkta bırakan tişörtüne, fularından çizmesine, imajına ilişkin hiçbir detayı tesadüf değil Tour Abi'nin. Kendisi "mükemmel" bileşim. Bir nevi Red-kit, evinden uzakta ve yalnız. Bir nevi geniş insan, Easy-Rider'ın Marmara temsilcisi...

1632 yılında, lodoslu bir İstanbul sabahında, bıraktı Hezarfen kendini Galata Kulesi’nden İstanbul’un Boğazı’na, kondu Üsküdar’ın Doğancılar’ına… Bu sefer bülbülüm değil, Hezarfen’im altın kafeste, İstanbul’un aşkına uçar aheste aheste…

1632 yılında, lodoslu bir İstanbul sabahında, bıraktı Hezarfen kendini Galata Kulesi’nden İstanbul’un Boğazı’na, kondu Üsküdar’ın Doğancılar’ına… Bu sefer bülbülüm değil, Hezarfen’im altın kafeste, İstanbul’un aşkına uçar aheste aheste…

"Bıktım dünyayı sırtımda taşımaktan...” diye başlayan bir Timur Selçuk şarkısı vardır... Ömründe zorluk görmemiş bir beyzadenin düşüş hikâyesini anlatır o güfte... Oysa, biz bir biçare değil; bir süper kahraman görürüz hamallara baktığımızda. Kaybetmişlerin, boşuna ömür tüketmişlerin kod adı olan Niyazi’nin de bizim kahramanımızla bir alakası yoktur aslında. Bizim Niyazi’miz, hayat omuzlarına ne yüklediyse, onu niyaz makamında taşır; çünkü o, arının çektiği kahrı da bilir, balın kıymetini…

"Bıktım dünyayı sırtımda taşımaktan...” diye başlayan bir Timur Selçuk şarkısı vardır... Ömründe zorluk görmemiş bir beyzadenin düşüş hikâyesini anlatır o güfte... Oysa, biz bir biçare değil; bir süper kahraman görürüz hamallara baktığımızda. Kaybetmişlerin, boşuna ömür tüketmişlerin kod adı olan Niyazi’nin de bizim kahramanımızla bir alakası yoktur aslında. Bizim Niyazi’miz, hayat omuzlarına ne yüklediyse, onu niyaz makamında taşır; çünkü o, arının çektiği kahrı da bilir, balın kıymetini…

Oblomov, had safhadaki tembelliğin en güzel tarifidir. Yazar Ivan Gonçarov, kitapta Oblomov’dan şöyle bahseder: "Uzanmak, Ilya Ilyich için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hali idi.” Herkesin içinde bir Oblomov yok mudur? Vardır elbet; ama bisiklet öyle bir şeydir ki "Oblomov” için olanı bile yollardadır.

Oblomov, had safhadaki tembelliğin en güzel tarifidir. Yazar Ivan Gonçarov, kitapta Oblomov’dan şöyle bahseder: "Uzanmak, Ilya Ilyich için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hali idi.” Herkesin içinde bir Oblomov yok mudur? Vardır elbet; ama bisiklet öyle bir şeydir ki "Oblomov” için olanı bile yollardadır.